Röportajlar

 

  Son Söz: Aslı Erdoğan / Seda ARICIOĞLU / 30.08.2007
  Dünya okurlarınca ’geleceğe kalacak elli yazar’ arasına alınan Aslı Erdoğan’ın ’Hayatın Sessizliğinde’ kitabının metinleri, Mimi Lorenzini ve Orkestrası tarafından Querbes Müzik ve Edebiyat Festivali için bestelendi. Yazarla ihanet, inanç, yalan ve güzel olan üzerine konuştuk...


Her gün yazar mısınız?


Hayır. O disiplini bazen sağlayabiliyorum. Kırmızı Pelerinli Kent’i yazarken her gece on ikiden sabaha kadar yazdım.

Kitaplarınızı kağıda mı yazıyorsunuz?

Evet, hem de saman kağıda. Hakikaten romantiğim ben. Köşe yazılarını bile elle fakslardım. Onlar bana geri fakslardı. Telefonda düzeltirdim. Ne bilgisayarım ne de televizyonum var.

Yazarken içki içer misiniz?

Hayır. 14 yıl önce bıraktım. Yazarken bolca çay… Zaten içki içerken de içkiyle yazmazdım pek.

Güzel bir insan?

Çok güç koşullarda bile gözlerinde mutluluk görülen biri…

Asla arkadaşınız olamayacak biri?

İktidar, hırs… Birini ezdiği için sapına kadar tatmin olmuş bakışlar. Beni insanlıktan en çok tiksindiren şey.

İhanet ettiniz mi?

Brezilya’da kaldığımız apartmanda yangın çıktı. Ben, arkadaşım ve onun yatalak anneannesi. Arkadaşım bizi bırakıp kaçtı. Ben, o bana hiç de iyi davranmayan huysuz kadını bırakmadım. Onunla kaldım.

İnanç?

Vecd halini yaşadım. Katıldığım bir ayinde. “Vecd denilen olguya inanmıyorum” diyen birine “Bilmiyorsun” derim. Bu, her modern hayata onda olmayan bir ruhanilik katma çabasını onaylıyorum demek değil. Birbirinin gözünü oyan insanlar akşam eve gidip tütsü yakıyorlar.

Yalan?

Doğal karşılıyorum. Özellikle araştırmam biri yalan mı söylüyor, doğru mu söylüyor? diye. İnsan kendine de o kadar güzel yalan söyleyebilir ki. Bir yazar olarak da bunu gayet iyi biliyorum.

Tamamen başka bir şehre ülkeye yerleşmek?

Ben iki yıl Cenevre’de yaşadım. İki yıl Brezilya’da. Ama döndüm. Kendi dilimi ancak kendi ülkemde koruyabilirim.

Müzik?

25 yaşına kadar sadece klasik müzik dinledim. Sonra sıkıldım. Brezilya’ya gidince, sambaydı, Afrika ritimleriydi falan biraz öğrendim. Şimdi daha ortadayım. Her klasik müzik konserine koşa koşa giden Aslı değilim. Zaten fazla konsere de gitmiyorum

Güzel bir an?

Uçağın kalktığı anlar, motosiklet, hızlı kullanılan arabalar... Var öyle bir teen—age yanım. Entelektüel imajıma yakışmıyor ama bayılıyorum.

Vücudunuzun neresi güzel?

Çok hastalıklı gelecek ama en çok kemiklerimi seviyorum.

Gözyaşınız var mı?

Giderek azalıyor. Acı acı akıyor artık. Şimdi en çok rüyalarımda ağlıyorum.

Ne yiyorsunuz?

Vejateryanım. 14 senedir ceset yemiyorum. Ama jungle’da mecburen piranha yemiştim.

Jungle nasıldı?

Rahim gibi. O istemedikçe sen dışarı çıkamazsın gibi bir his. Çok ama çok karanlık. Sen hiçbir şey görmüyorsun ama onlar seni görüyor. Çevrendeki her şey canlı ve zehirli. Ve hepsi seni yemek istiyor.

Kendinize eziyet etmek isteseniz ne yaparsınız?

Alışveriş merkezinde dolaşırım. Sevmediğim her şey orada.

‘Hayatın Sessizliğinde’ kitabınız için yapılan besteyi neden dinleyemediniz?

Bir kaza geçirdim. Sağ tarafım yandı. Yıldırım (Türker) söylemişti; ‘Aslı’nın başına iki ayda bir felaket gelmezse olmaz’ diye. Öyle…


 

Haberler Biyografi Kitaplar Fotoğraflar Röportajlar Köşe Yazıları   İletişim Ana Sayfa
Design by medyanomi