Röportajlar

 

  ’Aramızdaki cam acı verdi’ / Seyhan Avşar, Cumhuriyet / 28.08.2016
  ’Aramızdaki cam acı verdi’

Cezaevinde olan yazar Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydoslu 11 gün sonra kızı ile camın arkasından görüşebildi. Anne Aydoslu, “Ellerimizi cama dayadık. Dokunamamanın acısı vardı” dedi.

Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutuklu olan yazar Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydostlu 11 günün ardından önceki gün kızı ile camın arkasından görüşebildi. Aydoslu, “Kızımla ellerimizi cama dayayarak temas ettik. Dokunamamanın acısı vardı. Aslı demir kapıların, yüksek duvarların ardından çıkacak. Yine özgürlük şarkısı söyleyecek. Barış rüzgarı olacak” dedi.

Bir hafta boyunca tek kişilik hücrede kalan, Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu üyesi ve yazar Aslı Erdoğan önceki gün koğuşa alındı. Evladının koğuşa alınmasına sevinen Mine Aydostlu evinin kapılarını gazetemize açarak, yaşadığı duygu dolu süreci gazetemize anlattı.

— Öncelikle annesinin gözünden Aslı Erdoğan’ı biraz dinleyebilir miyiz?

Aslı çok güzel bir çocuktu yolda gören herkes dönüp dönüp bakardı. Ayrıca çok da zekiydi. Onu ilk olarak ilkokul öğretmeni keşfetti. İlkokulun ardından kolej imtihanlarını da başarı ile geçti. Türkiye birinciliği olan bir çocuk. Robert Koleji ve Boğaziçi Üniversitesi... Aslı oyuncak isteyen bir çocuk hiç olmadı. Ne bir oyuncak, ne bir araba istemedi. Kitap sayfalarını çevirmeyi severdi. Sürekli yalnız kalıp, kitap sayfalarını çevirirdi. Kitaplar resimler olunca daha çok severdi. Bale yapmayı çok sever. Küçüklüğünden başladı bale yapmaya. Tek başına hergün bale yapar. Bundan ayrı bir zevk alıyor. Ayrıca hayvanları çok sever. Sokakta bir hayvan görsün koynuna alıp gelirdi. Halen böyleydi. Aslı’m çok kırılgan, çok çabuk üzülen, dışa çok açık bir çocuktur. Herkese hemen içini dökebilir.

— 11 gün sonra kızınızı cezaevinde görünce neler hissettiniz?

Kızımı iyi görünce bende çok iyi oldum. Kapalı görüştü. Camın arkasından telefon ile görüşebildik. Ellerimizi cama dayayıp, öpücük göndererek bir yerde temas etmiş olduk. Dokunamamanın acısı vardı.

— Aslı Hanımı nasıl gördünüz, morali nasıldı?

Kızımı biraz zayıflamış gördüm ama morali iyiydi. Yine cesurdu, yine dikti. Bazı sağlık sorunları olduğu için yemek yiyemiyordu. Pankreas enziminin yetersiz olması nedeniyle bağırsaklarından sorun yaşamakta. Aslı vejetaryen olduğu için herşeyi yiyemiyor. Hayvanları çok sevdiği için hayvanlara zarar veren hiçbir şeyi yemiyor. Sonuç olarak morali son derece iyiydi. O kadar süre yalnızlıktan sonra insanların içinde olmak iyi gelmişti.

— Ne kadar süre görüştünüz ve neler konuştunuz?

45 dakika görüşebildik. Telefonda bana bazı ihtiyaçları olduğunu söyledi. (Ayakkabı, havlu, hırka) Bugün onları temin edip göndermek niyetindeyim. Beni çok özlediğini ve sevdiğini söyledi. Biliyorsunuz Aslı benim tek kızım. Verilen sürede çok şey konuşsak dahi hiçbir saat dilimi anne ile evladına yetmez.

— Bir anne için evladı ile sınırlı dakikalar ile görüşebilmesi nasıl bir duygu?

Hoş değil tabiki... Konuşacak çok şey vardı. Konuşma birden kesiliyor. O kadar gün geçmişti. Cam olmasaydı aramızda, açık görüş olsaydı daha iyi olurdu. Açık görüşte insan kendini daha iyi hissediyor.

— Aslı Erdoğan cezaevindeyken siz dışarıda neler yapıyorsunuz?

Dışarıda kızıma yardım edenlerin yanında olarak, onlara destek olmaya çalışıyorum. Özgürlük Nöbetlerine katılıyorum. Gerektiği zaman konuşmalara katılıyorum. Kızım için mücadele ediyorum.

— Geceler insanların sevdiklerini en yoğun düşündükleri saatlerdir. Kızınız cezaevindeyken geceler nasıl geçiyor.

Geceler çok zor geçiyor. Hatta geçmiyor. Uyku uyuyamıyorum. Yemek yiyemiyorum. Sanırım kızım özgürlüğüne kavuşana kadar böyle devam edecek. Gündüz insanlar ile sohbet ederek vakit geçiyor ama geceler yalnız olduğum için hiç geçmiyor.

— Aslı Erdoğan’ın gözaltına alındığı günden günümüze hayatınızda bir değişiklik olur mu?

Tabii değişti. Eskisi gibi değilim. Yazları 6 ay Altınoluk’a yazlığa giderdim. Çok sessiz, sakin bir hayatım vardı. Birden bire tempolu bir hayatın, endişe ve hüznün içine girdim. Aslı ile hergün telefonda konuşur ya da buluşurduk. Muhabbet ederdik. İki iyi arkadaş gibiydik... Şu an hiçbir şey eskisi gibi değil. Kızım çıkınca herşey geçecek.

— Bu süreçte keşke kızımın bir kardeşi daha olsaydı dediniz mi?

Aslı benim için hep tek ve yeterliydi. Ondan sonra bir çocuk daha hiçbir zaman düşünmedim.

— Tutuksuz yargılama için başvuruda bulundunuz. Bunla ilgili neler söylemek istersiniz.

Tek temennim kızımın bir an önce serbest bırakılması. Aslı çok masum, hep barış isteyen biridir. Şiddet hem hayatında, hem satırlarında kesinlikle yoktur. O bir barış rüzgarı, özgürlük şarkısıdır. Böyle bir yazarın şiddet ile suçlanmasını yanlış ve imkansız geliyor.

— Destek mesajları, telefonları aldınız mı?

Çok fazla mesaj ve telefon aldım. Çok değerli yazarlar aradı. Kızımı tanıyan tanımayan herkes arayıp sözleri ile destek oldu. Özgürlük Nöbeti var. Bu destekler beni çok mutlu etti. Gururlandım. Yalnız olmamak güven verici. Kendiside bu destekleri biliyor. Herkese çok teşekkür ediyor. Aslı demir [Haber görseli]kapıların, yüksek duvarların ardından çıkacak. Yine özgürlük şarkısı söyleyip barış rüzgarı olacak. Aslı’m yalnız değildir. Arkasında Türkiye var.

Sanatçıların destek kampanyası sürüyor

Karakarga dergisinin başlattığı Aslı Erdoğan’a destek kampanyasının katılımcı sanatçıları giderek artıyor. Farklı disiplinlerden sanatçı ve aydınların “Aslı Erdoğan içerideyse hiçbirimiz dışarıda değiliz” sloganı yazılı pankartlarla çektirdikleri ilk fotoğrafları dün sayfamızda yayımlamıştık. Yıldırım Türker, Zülfü Livaneli, Menderes Samancılar, Nebil Özgentürk, Kutlukhan Perker, Ahmet Mümtaz Taylan, Ece Temelkuran, Nermin Yıldırım, Teoman, Murat Menteş, Edip Yüksel ve CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun ilk olarak destek verdikleri kampanya sürüyor. Kampanyaya Elif Şafak, Mahir Ünsal Eriş, Onur Ünlü, Murat Uyurkulak ve Irmak Zileli de destek verdi.




 

Haberler Biyografi Kitaplar Fotoğraflar Röportajlar Köşe Yazıları   İletişim Ana Sayfa
Design by medyanomi