Haberler
Haber Kaynağı Seç

 

Kızım 25 yıl barış yazdı

Aslı Erdoğan’ın annesi:Kızım 25 yıl barış yazdı. Tutuklu gazeteci yazar Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydostlu, kızının 25 yıldır insan hakları savunucusu olduğunu söyledi. Aydostlu, ”Kızımın terör örgütüyle ilişkilendirilmesi gülünç bir durumdur” dedi.

Gazeteci yazar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın serbest bırakılması için Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi Suna Aras, Mazlum Der başkanı Ahmet Faruk Ünsal, İHD başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul temsilcisi Ümit Efe, PEN Türkiye temsilcisi Zeynep Oral ve Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydostu Aslı Erdoğan’a özgürlük için İstanbul Taksim Hill Hotel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda OHAL’den sonra gözaltına alınan gazetecilerin durumu, gazeteci yazar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın cezaevinde tutuklu olarak bulundurulmasının siyasi bir konjonktür olduğu ifade edildi. Erdoğan’ın annesi Mine Aydoğdu; “Kızım 25 yıl ‘barışı’ yazdı. Şimdi ne oldu da kızımı tutukladılar” diye konuştu.

‘BU İDDİALAR GÜLÜNǒ


Özgür Gündem Gazetesi Yayın Danışma Kurulu üyesi ve yazarlarından Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydoğdu, tüm Türkiye’de ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte basına yönelik baskıların, Aslı ve Alpay’ın tutuklanmasının ironik olduğunu söyleyerek şunları söyledi: “Kızım 25 yıllık gazeteci ve insan hakları savunucusudur. Aslı’nın 25 yıl boyunca hep ‘barışı’ yazdı ama tutuklanmadı. Şimdi ne oldu da Aslı’yı tutukladır. İşte bu tamamıyla siyasi bir konjonktürdür. Aslı’nın yazıları 27 dile çevrildi. Hayatı boyunca hep barışı ve insan haklarını savunmuş. Yazılarında şiddeti yazarken bile şiddetten bahsetmemiş, bir perdenin arkasındaki ‘sisi’ yazmıştır. İşkenceyi anlatırken bile şiirsel bir dil kullanmış. Demek istediğim odur ki Aslı ‘terör örgütü’ ile nitelendirilemez. Bu iddiaların hem Aslı hem de Necmiye için bir gülünç olduğunu düşünüyorum.”

‘DAYANIŞARAK BU GÜNLERİ AŞACAĞIZ’

Türkiye’nin otoriter bir anlayışla yönetildiğini, ifade ve basın özgürlüğünde ciddi bir baskı ortaya çıktığını belirten İnsan Hakları Derneği başkanı Öztürk Türkdoğan, bugünlerin dayanışma ve mücadele ile geçirmek gerektiğini ifade etti. Türkdoğan şöyle devam etti:“

Hukuk güvencesinin olmadığı bu zamanlarda barıştan ve emekten yana olan bütün insanlarla birlikte buna karşı birlikte mücadele vermeliyiz. Tüm ülke şu an Kanun Hükmünde Kararnameler ve Olağanüstü Hal ile yönetiliyor. Tam da burada ifade ve basın özgürlüğünde ciddi bir baskı ortaya çıkıyor. Siyasal iktidar gerçeklere ulaşmamızı engelliyor. Bu nedenle Necmiye Alpay, Aslı Erdoğan, Nazlı Ilıcak gibi birçok gazeteci tutuklandı. Aslı ne yaptı? Aslı Özgür Gündem gazetesiyle bir günlük dayanışma kampanyasına katıldı. Bunu yapmasının sebebi de basın özgürlüğünü savunmaktı. Ülkenin geldiği bu dip noktada elbette ümitsiz değiliz. Birbirimizle dayanışarak ve bu haksızlıkları dile getirerek, haykırararak bu günleri aşacağız.”

‘BU SÜRECİ ATLATACAĞIZ’


Mazlum Der Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, gazetecilerin tutuklanmasının halkın haber alma gücünün engellendiğine dikkat çekti. Basın hukukuna göre Aslı Erdoğan’ın ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmasının hukuka aykırı bir durum olduğunu ifade eden Ünsal, ”Türkiye’de tutukluluk bir ceza yöntemi olarak kullanılıyor. Meclisin bypass edildiği, anayasaya rağmen Kanun Hükmünde Kararnamelerle ülkenin yönetildiği bir süreçten geçiriyoruz. Her ne kadar kolumuz kanadımız kırılmış olsa da bu süreci atlatacağımızı düşünüyorum” dedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı’nın dün gözaltına alınmasına da tepki gösteren Ünsal, yerel yönetimlere kayyım atanmasının halkın iradesinin yok sayılmak istendiğine de dikkat çekti.

‘TECRİT HER ZAMAN İNSANLIĞA KARŞI BİR UYGULAMADIR’

Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul temsilcisi Ümit Efe’de sık sık dayanışmanın önemini dile getirdi. Özgürlükten yana olanların intikamcı bir biçimde susturulduğunu dile getiren Efe, sadece gazetecilere değil aynı zamanda hekimlere de baskı uygulandığını ve gözaltıların yapıldığını söylüyor:“

Aslı ve birçok gazetecinin bir an önce özgürlüklerine kavuşması için dayanışmanın önemli olduğunu söylemek istiyorum. Şöyle ironik bir kare geliyor gözlerimin önüne: Türkiye İnsan Hakları Vakfı Şebnem Korur hocamız da tutuklandığı zaman Aslı dayanışmaya gelmişti. Aslı tutuklandığı zaman Necmiye dayanışmaya geldi. Şu an onlarca tutuklu için mücadele ediyoruz. Aslı ve Necmiye’nin yazıları iktidar sahiplerinin akıllarına ve vicdanlarına dokunmuştur. Aynı zamanda biz hekimlere yönelik baskılara da değinmek istiyorum. Cizre halkıyla hep dayanışma içerisinde olan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Cizre Merkez Temsilcisi Dr. Serdar Küni’de 19 Ekimde tutuklandı. Tecrit her zaman insanlığa karşı yapılan bir uygulamadır. Aslı ve Necmiye’nin özgürlüğüne kavuşması için buradayız. Umudun her zaman yeşeren bir şey olduğu inancımızı kaybetmeyeceğiz.”

‘ASLI VE NECMİYE TÜM DÜNYADA BİR SİMGE OLDULAR’

Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi Suna Aras ve Pen Başkanı Zeynep Oral ise Aslı Erdoğan’ın her şeye rağmen yine yazacaktır dedi. Oral; “Aslı ve Necmiye ve 128 gazeteci ve yazarı yargısız infaz şeklinde hapse tıkadılar. Bunun adı ülkeyi aşağılamaktır. Necmiye ve Aslı tüm dünyada bir simge haline geldiler. Aslı Erdoğan şimdi Tüm Türkiye PEN şubelerinin üyesi oldu. Beni dehşete çeviren 128 arkadaşımızın içeride olmasına medyanın sessiz kalması. Oysa her birimize düşen göre bu hukuksuzluğa karşı sesimizi yükseltmeliyiz. İçerideki 128 insan ve ülkemizin geleceği için susmayalım” şeklinde konuştu.

26.10.2016
TÜRKİYE
Hacı Bişkin, Duvar


 

Haberler Biyografi Kitaplar Fotoğraflar Röportajlar Köşe Yazıları   İletişim Ana Sayfa
Design by medyanomi